Geçenlerde uzun zamandır girmediğim akşam trafiğine girdim iş çıkışı. Hem de E5’e. Meğer ne zulüm çekiyormuşum da farkında değilmişim yıllardır.

Mecidiyeköy’e doğru gidiyorum. Trafik adım adım ilerliyor. Etrafta, her zamanki gibi satışçılar köşe kapmaca oynuyorlar arabaların arasında. Kimisi plastik su şişelerinden oluşan bir kümenin arkasında ve tam beyaz yol çizgisinin üzerinde sabit dururken, diğerleri de ellerindekiler  bitince, bariyerlerin arkasına sıraladıkları stoklarından takviye ediyorlar mallarını.

İstanbul’un sıkışık trafiği, yeni bir meslek yarattı. “Sıkışık Trafik Satışçıları”. Evet, fena durmadı bu tanımlama :smile:

Her gün belirli güzergâhlarda ve rutin saatlerde tıkanan trafiğin zamanlamasına göre, satacak oldukları her ne ise alıp, tam saatinde görevi başında olan satışçılar bunlar. Bazen aniden oluşan bir trafiğin ardından, ellerindeki plastik su şişeleriyle nereden ortaya çıktıklarını anlamak mümkün olmasa da yollarla aralarındaki iletişim mekanizmasını merak etmemek de elde değil doğrusu. :smile:

Meslektaşlarım, Michelin reklamlarındaki gibi, giden lastiğin arkasından ağlayan, yeni lastik gelince de gideni hemen unutuverip, gülmeye başlayan karakter gibi, asla motivasyonlarını yitirmiyorlar. Her baba yiğidin harcı değildir. Bir kapı yüzünüze kapandığında, yok kardeşim istemiyoruz denildiğinde, akşama kadar kendine gelemeyenleri, mesleği bırakanları bilirim ben.

Zor zanaattir satışçılık. Yüzüne kapanan kapıyı, anında kendini resetleyerek unutabilme yeteneği ister. Satışçı arkadaşlarımın, sıkışık trafik satışçılarından öğrenmeleri gereken önemli bir nokta bu bence. İyi gözlemlesinler.

Yoğun trafiği fırsat bilerek, araçların arasından bir o yana, bir bu yana koşuşturup duruyorlar. Kimisi cep telefonları için araç şarjı, kimisi fındık, dondurma, kimisi çiçek, muz, oyuncak ve tabi ki kimileri de su satıyor bizimki gibi.

Trafikte can sıkıntısından gebermek üzereyken, bir tanesinin bana doğru ağzı beş karış halde geldiğini fark ettim hızlı adımlarla.

cicekci kiz

Yüzünde öyle bir sevimli ifade var ki anlatamam.  Bu satışçıları çok iyi tanıyoruz artık. Almamak için kesinlikle yapmanız gereken öncelikli şey, göz teması kurmamak olmalı. Yoksa o sıkışık trafikte, köprüye kadar peşinizi bırakmazlar.

Bir kere göz göze geldin ya demek ki sen potansiyel bir alıcısın. “Eee o zaman al şu gülleri de, götür sevdiceğine be ya.” Hepsi bu mantıkla satmaya çalışırlar ellerindekileri.

Ağzı beş karış bana doğru gelen sevimli çocuğa dönecek olursak, arabamın yarı açık camına kadar yanaştı. Yüzünde yine o sevimli, benden kimseye zarar gelmez ifadesiyle eğildi ve;

“abi naber ya, sen Meras’ta çalışmıyor musun? Hatırladın beni di mi? Ben sizin şirkete fotokopi kâğıdı veriyordum. Abim benim ya. Nasılsın? Uzun zaman oldu dimi abim ya. Abime bi su ikram edeyim. Bi suyumu iç. Sana bi su ikram edeyim be ya. Bendendir abim. Yok, abim para mara istemez. Buyur.“ dedi ve plastik su şişesini uzatıverdi camdan içeri.

Suyu aldım, ama o haldeki birinden, yani hem de tanışıyoruz. Olmaz öyle şey. Sen gel bakiyim buraya. Bana oradan bir iki tane daha su ver. Ne kadar tuttu bunlar? Hımm 4 lira mı? Al şu 5 lirayı. Üstü kalsın. Hadi iyi akşamlar.

Ulan adam seni keklemiş ya resmen. Bir de uyanık geçinirsin. Arabanın kapısında zaten yazıyorya çalıştığın şirketin ismi. Ben ne diyim sana şimdi. :-S

Artık satışçılar, 1990’ların teknikleriyle hiçbir başarı elde edemezler. Kendilerini yetiştirmek ve günceli yakalamak zorundalar. Alışveriş biliminin beslendiği sosyal ve ekonomik koşullar, artık çok değişti. Güncel konjonktür neyi gerektiriyorsa, onu yapmak zorundayız.

Bakın, sokaktaki sucu bile bunu yapıyor  :smile:

Bu arada, satmak ile kandırmak arasında, ince bir çizgi var. Ancak bizim konumuz olan satış, asla etik değerler dışında ele alınabilecek bir konu değildir.

İlker Taner UZUN

 

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

6 Comments

  1. selma kirpitci

    Çok yerinde gözlemler ve çok akıcı bir anlatım,tebrikler….“Sıkışık Trafik Satışçıları”. çok hoş bir tanımlama :)Bu arkadaşların bazen bu fırsatı kendilerinin yarattığını bir gazete haberinden okumuştum.
    Etik olmasa da kurnazca planları oluyormuş.Bir keresinde kamyonu E5’de bozulmuş gibi yol ortasında bırakıp gitmişler….Trafik sıkışınca da satışa geçmişler. Mobese kameralarından tespit edilmişler.Onlar için fırsat, trafiktekilere eziyet.

    İşsizliğin,eşitsizliğin yoğun olduğu ortamlarda insanlar doğru olmasa da kendi çözümlerini kendileri üretiyorlar.Ekmek parası için geliştirdikleri yönleriyle“Sıkışık Trafik Satıcıları” ciddi deneyimli satıcılar.Düşüncene kesinlikle katılıyorum bu tecrübeleri gözlemlemek lazım.

  2. Erdoğan SOLMAZ

    Valla abi İstanbulda yaşamıyorum ama yaşamış kadar oldum sayende ve aynı zamanda satış yapanlarıda sayende keşfetmiş oldum.Kalemin çok güzel abi insan okudukça yaşıyor aynı zamanda…Nice güzel yazılara.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>