“İnsanlığa başlıca borcumuz: Bıkmaksızın okumak, üşenmeksizin okumaktır.” Şemsettin Sami

Evet okuyorum. Kendimi bildim bileli kitaplara ve okumaya karşı bir zaafım var.

Cin Ali serileri vardı eskiden. Cin Ai’nin Topu, Cin Ali’nin Atı, Cin Ali’nin Topacı, Cin Ali ile Berber Fil ve diğerleri. Benim gibi 70’li yıllarda ilkokula gidenler çok yakından bilirler.

Öğretmen Rasim Kaygusuz tarafından yaratılan bir kahraman olan çöp adam Cin Ali’nin, “çocukların görsel sağlığına aykırıdır” gerekçesiyle 90’lı yıllarda görüntüsünü değiştirdiler.

Başına şapka, boynuna papyon, ayağına da fiyonklu ayakkabılar giydirdiler. 2005 yılında da ömrünü doldurduğu gerekçesiyle, ilkokul müfredatlarından kaldırdılar.

cin ali

Bu arada ilk korsan baskısı yapılan kitaptır, Cin Ali.

İlkokul birinci sınıfta okumayı, duvara gerili iplere asılan fişlerle sökmüştük. Tümdengelim metoduyla önce kelimeleri, sonra da harfleri öğretirlerdi bize. Öğretmenimizin  ev ödevi olarak verdiği fişleri, o akşam defterimize defalarca yazar, ertesi gün de yazdıklarımız kontrol edilirdi. Hele defterimizin kenarına kırmızı kalemle atılan yıldızla kendimizi dünya şampiyonu hissederdik. Sonra yenileri verilir, daha iyi yazmamız beklenirdi. “Işık Ilık Süt İç”, “Ali Topu Tut”, “Koş Ali Koş”

1968’den bu yana devam eden bu yöntem, artık hafızalarda tatlı bir anı olarak kalacak. Yani artık ilkokullarda kullanılan bu yöntem yerine, ilk başta harflerle tanışıyor öğrenciler. Deneyip göreceğiz diyor uzmanlar.

Cin Ali ile okumayı söktük. Ayşegül serileri ile de geliştirdik.

İlerleyen yıllarda çizgi romanlara merak sardım. İlk okuduğum çizgi roman da Tarkan’dır. Sonra Tommiks, Teksas, Zagor, Mister No geldi. Sonra da Kemalettin Tuğcu, Jules Verne, Ömer Seyfettin, Jonathan Swift girdi kitaplığıma ilk ve ortaokul yıllarımda.

Özellikle, Verne’nin, Dünyanın Merkezine Seyahat ve Balonla Beş Hafta adlı kitapları, hala belleğimde tap taze duruyor.

Ya Gulliver’in Seyahatleri’ne ne demeli.

Lise yıllarımın yarısına kadar, siyasi çalkantıların içerisinde geçti eğitim hayatım. Kurtarılmış mahalleler, grevler, cinayetler, yasaklı kitaplar, sağ sol olayları ve sonunda 12 Eylül’ün içerisinde bulduk kendimizi.

Bu dönemlerdeki siyasi konjonktürle, politik ve felsefi kitaplara merak sardım biraz. Ardından da dünya klasikleri ve diğerleriyle sürdü gitti bu alışkanlığım. Halen de devam ediyor.

Evimde pek eşyam yok sayılır. Ancak ne zaman başka bir eve taşınsam ki çok ev değiştirdim, taşıyıcılarla kavga ediyorum.

Bana kitap kolilerini göstererek;

“Abi hani bize hiç eşyam yok diyordunuz. Biz şimdi bu kolileri nasıl indireceğiz.” diye serzenişte bulunurlar.

Belki bir kez daha okumayacağım bu kadar kitabı neden tutuyorum ki elimde? Kesinlikle açgözlülük. Ama bibliyoman değilim. Kitapseverler bilir. Atamazsın bir türlü. Kıyamazsın. Belki bir gün bir şey için gerekir. Aldığımda da zaten bir gereksinim duymamış mıydım? Bu ileride de olabilir.fişler

Arada sırada rastgele bir kitap seçersin rafın birinden. Karıştırırsın sayfalarını. Ben önce ilk sayfalara bakarım. Her okuduğum kitabın ilk sayfasında imzam vardır. Öyle özenle atmışımdır. Benim ya o, o zaman bunu bir şekilde kanıtlamalıyım birilerine nedense. Sayfaların arasında bazen bir otobüs bileti bulurum. Anılar tazelenir. Altını çizmişimdir bazı cümlelerin. Bazen saçma gelir. Neden çizdiğimi anımsayamam. Ancak o dönemdeki ruh halimi hatırlamaya çalışırım. Mutlaka haklı bir yanımı bulurum neden çizdiğime dair o cümlenin altını.

Bazı sayfalarda içtiğim çay bardağının bıraktığı lekeyi görürüm. Hani bir şarkıyı dinlersin, aklına bir yer gelir ya. İşte öyle. Ya sevdiğinle birlikteyken dinlemişsindir. Ya da tek başına kafan bozuk, canın sıkkın ya da aşıksındır dinlediğinde ne biliyim. O an gelir aklına ne zaman dinlesen. Kitaplar da bazen böyledir. Kokusunu hissedersin. Okuduğun yer gelir gözlerinin önüne. Bazen bir otobüs yolculuğundasındır. Bazen bir çay bahçesinde. Hafızan canlanır. Unutamazsın.

İşte bu yüzden bunların hepsi benimdir. Bana aittir. Yaşanmışlıklar vardır içerisinde. Belki de bir ömür. Bu yüzden vermem kimseye kitaplarımı. Hatta ödünç aldıklarımın da üzerine yatarım :wink:

Alberto Manguel, Okumanın Tarihi adlı kitabında, Barcelona’daki San Pedro Manastırı’nın kütüphanesinin duvarındaki yazıdan bahseder. Yazı aynen şöyledir;

“Kim ki bir kitabı sahibinden çalar, ödünç alır ve geri vermez, kitap elinde yılan olsun. Her yanına inme insin, tüm uzuvları işe yaramaz olsun,. Acılar içinde kıvransın. Merhamet dilemek için yalvarır olsun. Acıları yoklukta şarkı söyleyene değin dinmesin. Ölmeyen yılana karşın, kitap kurtları kemirsin bağırsaklarını. Son cezasına giderken, cehennemin alevleri yutsun onu.”

Tam bana göreymiş :)

Ama  orada, öylece durmasınlar istiyorum. Okuduklarımı, öğrendiklerimi buradan paylaşmak istiyorum sizlerle. Hani bir slogan var ya “hayat paylaşınca güzel” diye. Aynen öyle işte.

İlker Taner UZUN

 

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

7 Comments

  1. AYHAN YILMAZ

    Bende sizin gibi Cin Ali kitaplarıyla büyüdüm. Okumaya çok değer veren ve seven bir kişi olarak genç bir arkadaşla tanıştığım zaman bir kaç konuşmadan sonra hemen sözü kitap okumaya getiririm, kitap okumak bilgi sahibi olmayı,düzgün konuşmayı,bulunduğun toplumda fark edilmeni sağlar.Okuma ihtiyacı barut gibidir, bir kere tutuşunca artık sönmez Victor Hugo

    1. İlker Taner Uzun

      Ayhan Bey, kitap, Türkiye’deki ihtiyaç maddeleri sıralamasında, 235 nci sırada yer alıyor. Buna bakarsak, okumaya hiç ihtiyacımız yokmuş zaten.
      Ovidius, bundan 2000 yıl önce, “Gençlerini kitapla beslemeyen toplumların sonu acıdır.” demiş.
      Umarım gençlerimiz ve onları eğiten eğitimcilerimiz, bunun farkındadırlar.

      Saygılarımla,

  2. Necmiye Güneş

    MERHABA,

    Kitap okumak güzel bir alışkanlık, sizi boş laf etmekten, kötü alışkanlıklardan ve toplumu yozlaştırmaktan alı koyar. Okumayan insan cilasız ayakkabı gibidir. Görüntüsü de, gittiği yol da bozuktur…” Necmiye Güneş”

  3. Mukaddes TUNÇKIR

    Kitaplar ve okumak hakkında benim düşüncelerim yazılmış gibi geldi. Ben de çok zor paylaşırım kitaplarımı . Kitaplar hakkında konuşmak daha iyi, tabii karşındaki de iyi bir okuyucu olursa.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>