“İster pişireceğiniz kekin malzemesini almak için markete gidin, ister bir uçağı havalandırmak üzere olun ya da hastanede bir hastayı değerlendirin; tek bir adımı bile atlarsanız, hiçbirini yapmamış olursunuz.”
Atul Gawande

Türkiye’nin en büyük mağazalar zincirlerinden biriyle uzun zamandır planladığımız randevuyu aldık sonunda.

Pazartesi günü saat 11:00 de Murat Bey ile kendi ofislerinde görüşeceğiz.

Yer şehir dışında.  07:00 feribotuna yetişmek için sabahın köründe kalktık yollara düştük. İki saat süren feribot yolculuğundan sonra yaklaşık bir buçuk saat de arabayla gitmemiz gerekecek.

Feribottan indikten hemen sonra, her zaman uğradığımız yol üstündeki lokantada, şahane bir gerdan çorbası içtik. Keyfimiz yerinde. Çaylar, sigaralar da  içildi. Daha zamanımız var. Ama her zamanki garantici tavrımla, müşteriyi arayıp, “geliyoruz, bir saat sonra yanınızdayız” deyip  teyit almak için aradım. Cep kapalı. Bir de şirket merkezinden deneyeyim dedim.

– Günaydın. Ben İlker. Satınalma bölümünden Murat Bey ile görüşecektim.

– Murat Bey Eskişehir’de İlker Bey.

– Nasıl Eskişehir’de? Bizim kendisiyle saat 11:00 de randevumuz vardı. Ta İstanbul’dan geliyoruz.

– Valla beyefendi kendisi şirkette değil. Şu an Eskişehir’de.

– Peki biz geliyoruz. Teşekkür ederim.

Dedim ve arabaya atladığımız gibi, şirketin yolunu tuttuk. Saat tam 10:50. Danışmadaki güvenlik görevlisi kimle görüşeceksiniz diye sorunca, bizi içeri almama ihtimalini de düşünerek, Murat Bey’e gelmiştik ama yokmuş. Biz numuneleri sekreter hanıma bırakıp, çıkacağız deyip, içeri girdik.

Sekreter hanım bizim biraz önce görüştüğümüz kişiler olduğumuzu anladığında, hemen telefona sarılıp, Murat Bey’i aradı.

– Murat Bey Günaydın. İlker Bey geldiler İstanbul’dan. Saat 11:00 de randevunuz varmış. Kendisi burada. Veriyorum kendisine.

Aldım telefonu. Ama gerginim.

checklist

- Murat Bey sizinle sözleşmiştik. Saat 11:00 de randevumuz vardı. Biz geldik!

- Günaydın İlker Bey

– İlker Bey sizinle randevumuz mu vardı?

– Murat Bey lütfen. Bugün için görüşüp, randevulaşmıştık.

– Ya kusura bakmayın İlker Bey ama ben sanırım atlamışım. Akşam 17:00 gibi geleceğim. İsterseniz akşam görüşelim. Ya da haftaya buyurun. Kusura bakmayın.

– Murat Bey burası karşı mahalle değil ki. Haftaya gelmem mümkün değil.

– Biz şirketinize geliriz uygun bir zaman da o zaman İlker Bey. Ya da akşam görüşelim.

– Tamam Murat Bey. Benim burada birkaç müşterimle daha görüşmem var. Akşama mutlaka görüşelim ama.

– Tamam İlker Bey akşama görüşmek üzere. Bu arada lütfen beni arayın, telefonunuzu kaydedeyim.  Akşam her ihtimale karşı telefonlaşırız.

- Peki Murat Bey akşama görüşmek üzere. Şimdilik hoşça kalın.

Sekreter hanımın yanından ayrılıp ayrılmaz, Murat Bey’i bendeki kayıtlı telefonundan aradım. Telefonu açtı.

- Murat Bey merhaba tekrar. Lütfen numaramı kaydedin. Akşama mutlaka görüşelim.

– Peki İlker Bey. Görüşmek üzere o zaman.

Telefonu kapattım. Ama kafam karışık. Ya benim telefonum zaten Murat Bey’de vardı.Her telefonlaştığımızda telefonu “merhaba İlker Bey” diye açarken, neden şimdi kendisinde kayıtlı olmadığını söylüyor ki?  Neyse deyip, iç çekerek ayrıldık.

Akşama kadar diğer müşterilerimizle görüşmelerimizi tamamladık. Saat gelmek üzere. Arayan soran yok. Biz arıyoruz, telefonu kapalı.

Deli olmamak içten değil. İş büyük. Defalarca yapılan telefon görüşmelerinde, son derece talepkar ve heyecanlı yaklaşım gösteren Murat Bey’in, sonradan böyle bir tavır göstermesine anlam veremedim bir türlü.

Saat 18:00 oldu. Bir telefon.

-İlker Bey merhaba ben Murat neredesiniz? Saat 17:00 de görüşecektik?

– Nasıl yani! Murat Bey siz  Eskişehir’den dönecektiniz o saatlerde. Aradım sizi. Telefonunuz da kapalıydı.

– Ne Eskişehir’i İlker Bey. Ben sabahtan beri şirketteyim. Sizi bekliyorum.

– Tamam Murat Bey hemen geliyorum. Beş dakikaya oradayım. Lütfen çıkmayın.

Sonradan anlaşıldı ki bizim Murat Bey, satın almadaki Murat Bey değil, satış bölümündeki Murat Bey imiş.

Nereden bilecektik ki  satın almayı o şirketin satış departmanı yapıyor ve her iki departman yetkilisinin de isimleri aynı  :-S

Yapılan çok küçük bir hata, bazen çok büyük bir satışın kaçırılmasına sebep olabilir.

Bu yüzden; görüşme yaptığınız yetkilinin, çalıştığı departmanı, unvanını ve mutlaka  ama mutlaka soy adını öğrenin ve kontaklarınızı bu bilgiler doğrultusunda kurun.

 

İlker Taner UZUN

 

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

2 Comments

    1. İlker Taner Uzun

      Evet Sadık Bey dediğiniz gibi oldu aynen. Önce üzüldük geçirdiğimiz onca boş vakte, sonra sevindik. Tam kaybetmişiz derken, sonra bulduk aradığımızı. Ama bizim yaptığımız en iyi şey; bu hikayeden iyi bir ders çıkartmak oldu sanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>